ORGAN NAKLİ..
“Ölünün kemiğini kırmak, onu diri iken kırmak gibidir.” (Ebu Dâvud: 3207 - İbn-i Mâce: 1616)
Türkiye Organ Köprüsü...
Organ Mafyası Yasanın Boşluklarını İyi Kullanıyor.
İnsan Hayatına ve Mematına Hürmetsizlik Organ Mafyalarının İşini Kolaylaştırıyor.
Basın Duyarsız
Türkiye tıp ilminde büyük mesafeler katetmiş, dünya çapında hastaneleri ve uzmanları bulunan bir ülkedir.Bununla beraber insan hayatı ve sağlığı hakkında çok büyük bir denetimsizlik bulunmaktadır.Bu durum Türkiye'yi yasadışı organ ticaretinin en büyük merkezlerinden birisi haline getirmiştir.
Haberlerde geçen; dış ülke bağlantıları, yabancı ülkelerden gelen hastalar, ameliyatlara giren yabancı doktorlar -genelde hemen hepsi aynı ülkeden- dikkatten kaçmıyor.Yakalanıp meslekten uzaklaştırılan bir doktor bir kaç yerde tekrar karşımıza çıkıyor.Basının bu tür haberlerin üzerine yeteri derecede gitmemesi bu tip insanların işini kolaylaştırıyor.
Organ mafyası böyle çalışıyor
İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Mali Şube Müdürlüğü'nün çıkardığı Organ ve Doku Kaçakçılığı Suç Akış Şeması'na göre, mafya; internet, doktorlar ve hastaneler aracılığıyla bulduğu hastaya, ikna ettiği sağlıklı kişilerin organlarını özel hastane ve laboratuvarda naklettiriyor. Organı veren kişi paranın küçük bir kısmını alabiliyor. Polisin şemasına göre organ kaçakçılığı şöyle işliyor:
*Organ ve doku kaçakçılığı şebekesinde aracı olarak adlandırılan kişiler, ihtiyaç sahiplerine doktorlar, internet ve hastaneler aracılığıyla ulaşıyor.
*Genellikle ekonomik geliri yüksek ihtiyaç sahipleri, suç organizasyonuna mensup aracılarla tanışıyor ve organ bulmaları için müracaat ediyor.
- Yoksuldan zengine
Aracılar, bilgileri alıyor, yine ekonomik geliri düşük insanları (Türk ya da yabancı) böbreklerini satmak için ikna ediyor. Bu insanlar genellikle kahvelerden ve internetten bulunuyor. Vericilerin sağlıklı olması gerekiyor.
- Polis baskınlarına karşı en ince detaylar öğreniliyor. Şebekenin başındaki kişi onay verirse işlem gerçekleştiriliyor.
- Alıcı ve verici belirlenen gün ve saatte aynı anda özel hastane ve laboratuvarlarda ameliyata alınarak nakil işlemi yapılıyor.
- Nakilden elde edilen paranın küçük bir bölümü organı satana veriliyor. Kalan kısmını alıcı, doktor, hastane personeli ve şebekenin elebaşı paylaşıyor.
Kaynak:Milliyet
Yaşanmış Bir Olay
Yer İstanbul. Bir genç deniz kenarında, bankta yorgunluğunu atmak için oturmaktadır. Bir müddet tek başına oturduktan sonra 20–22 yaslarında başka bir genç yanına gelerek bankın diğer ucuna oturur. 2–3 dakika sonra bu gencin arkadaşları olduğu anlaşılan iki akranı daha gelir, ellerinde 3 bardak çayla. Gençler birer bardak kendileri alırlar ve 3. bardağı daha önceden gelip oturmakta olan diğer arkadaşlarına ikram ederler. Fakat yoğun ısrarlara rağmen arkadaşlarına çayı sevmediğini zaten bildiklerini, bu yüzden de o çayı boşa aldıklarını söyleyerek reddeder. O zamana kadar hiç bir diyaloga girmedikleri arkadaşıma dönerek: “yaa hocam bu çayı aldık ama arkadaş içmeyecek, bari sen iç de israf olmasın” derler. İlk başta reddetse de ısrarlara dayanamayıp çayı alır ve içmeye baslar. Bu arada 3’lü, ne kadar yan yana olsalar da arkadaşımdan bağımsız olarak koyu Bir sohbete dalmıştır. Hedef kurban çayın sonlarına doğru baş dönmesi hissetmeye başlar, tabii o an anlar başına bir bela aldığını. Üçü ise sohbetlerine bununla ilgilenmeden hala devam etmektedirler.
Baş dönmesi ve halsizlikle olduğu yerde durmaktadır. Bir an kendine gelip bunlardan uzaklaşması gerektiğini düşünerek ayağa kalkar ve biraz ilerdeki otobüs durağına zor da olsa varır. Fakat 3’lü de bununla birlikte harekete geçmiş ve durağa gelmiştir. Otobüse binip koltuğa oturduğunda üçü de otobüse binip bunu rahatça görebilecekleri bir yere oturur. Fakat bu arada artık neredeyse bilincini kaybetmek üzeredir. Büyük bir gayretle cep telefonunu çıkarıp (teknolojinin gözünü seveyim) arkadaşını arar, başına böyle bir is geldiğini, o an otobüste olduğunu, falanca durakta ineceğini ve arkadaşından kesinlikle orda bekleyip kendisini almasını söyler. Durağa geldiğinde iner ve arkadaşının kucağına bayılır. Birlikte hemen bir taksiye binip hastaneye giderler. Acilde doktorlar imdada yetişir ve arkadaşının yanına gelerek: “Arkadaşın intihar mi etti?” diye sorar. Neden böyle bir şey sorduğunu sorar doktora. Doktor: “Aşırı dozda ilaç almış. Gecikseydiniz kurtaramayabilirdik” diye cevap verir. Olayın can alici noktasıysa daha sonra bu 3’lünün ORGAN MAFYASI olması ihtimalinin düşünülmesidir. Bu 3’lü o zaman yakalanamadı. Yani hala ortalıklarda geziniyorlar. İzmit depreminde ölülere musallat olan organ mafyası, işi daha da ileri götürerek canlı insanların peşine düşmektedir. Bu yaşanmış bir olay. Herkesin çoluğu çocuğu ve yakınları var, özellikle İstanbul’dakiler dikkat etsin.
Artık insanlar, canlı–ölü, insan–hayvan demeden acımasızca katledilip paraya çevirmeye bakıyorlar. Bu e–maili herekse ulaştırın.
Müslüm Karabacak - Yeni Mesaj
“Akılsız yani diyanetsiz kadınların sütünü çocuklarınıza vermeyiniz. Zirâ tesir eder.” (Münâvî)
Sabah Gazetesinde Bir Haber
Adapazarı- İzmit depreminden bir ay sonra, Eylül 1999'da, bölgede 27 çocuk kayıplar listesindeydi. Bu günlerde bebeklerin çoğunun kargaşa sırasında organ mafyası tarafından çalındığı sık sık basında da yer aldı...
Gelişmemiş ve az gelişmiş ülkelerin dramı:
İnsanın değeri sıfır organları 250 milyar...İnsan hayatının hiçe sayıldığı üçüncü dünya ülkelerinde "Organ Tacirleri" kaçırdıkları insanları öldürüp, kalplerini, böbreklerini, ciğerlerini paröa parça satıyorlar.
Rusya'da 4 doktor, organları için hastayı öldürme planı yapmakla suçlandı.
Ağır yaralı hastanın akıbeti hakkında bilgi verilmedi.
Günlük.
Son günlerde yaşadığımız bölgede olanlar beni dehşete düşürüyor. aslında bütün endişem 15 yaşında olup , lise 1. sınıfa giden kızımla ilgili. organ mafyası yaşadığımız yerde hızını arttırdı. geçen hafta 13 yaşında bir kız öğrencinin ,arkadaşının evine ders çalışmaya gidip (ailesinin izniyle ve gündüz vakti), en son babasını arayarak eve döneceğini bildirmesi ve dönmemesi ve birkaç gün sonra cesedinin çöp bidonunda bulunmasıyla , durumun farkına varıldı.basın , haberi çeşitli şekillerde verdi ama gerçek şuydu ki ; kızcağızın organları alındıktan sonra, valize tıkılmaya çalışılmış,sığmayınca bazı yerlerinden kesilerek bavula yerleştirilip, yakılarak bir çöp bidonuna atılmış.şu anda 2 genç kız daha kayıp. ailelerinin ne hâlde olduklarını düşündükçe kahrolmamak elde değil.. kızım, kendisine bir şey olmayacağından çok emin. işte asıl canımı sıkan da bu. acaba çöp bidonunda cesedi bulunan kızcağızın aklına gelir miydi böyle bir şey ? gel de bunu anlat, hayattaki tek dikili ağacıma. acaba o yavrunun annesi benden daha mı ihmâlkârdı ? hiç sanmam. ne kadar kahrolsam da , o annenin acısını ne kadar duyumsayabilirim, ya babasının ..
uykularım kaçıyor ; insanoğlunun vahşiliği karşısında çâresiz kalıyorum ya bir de , işte buna dayanamıyorum.
bu insanlara ne oldu böyle ?
nereye gidiyoruz ?
daha neler görüp, duyacağız , kimbilir ..
Kaynak:bildirgeç
Gazete Küpürleri..
Organ Mafyası Hakkında basında çıkartılmış bazı başlıkları bu bölümde bulabilirsiniz...
Şeker Verip Gözlerini Aldılar.
Çocuğumun Karaciğerini Çalıp, Sattılar.
Böbrek nakli için mafyaya sığındım
İşadamı B.K. hayatta kalmak için Hindistan'da yasadışı organ nakli yaptırdı.
Beş yıldır diyaliz makinesiyle yaşayan B.K. yaşadığı olayları anlattı: "40 bin dolar harcadım. Gerekirse yine giderim."
Kaynak : Sabah
Organ Mafyası Polisi Dehşete Soktu.
Türkiye-İsrail-Filistin organ nakli üçgeninin Türkiye halkası polisi bile dehşete düşürdü. İşte son işinde yakalanan doktorun ifadeleri ve dönen çarkın ayrıntıları:
DAHA fazla para kazanmak için kurduğu Sönmez Hastanesi’nde yasadışı organ nakli yapan Dr. Yusuf Sönmez’in ünü kısa sürede duyuldu. Irak, Filistin gibi savaş bölgeleri ile Romanya ve Moldovya gibi organın kolayca bulunabileceği Doğu Bloku ülkelerinden birçok kişi para karşılığında böbrek ve karaciğerini Sönmez’e sattı. Sönmez de, dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen zengin hastalara 250 bin dolar karşılığında bunları nakletti. 5 kez gözaltına alındı ama yasal boşluklardan yararlanarak hep serbest kaldı.